Kristal Boyutlar;Deliren Çağın Aklı Başında Bir Tebessümü Gibi Duruyorsun!

Stok Kodu:
9786255996107
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
144
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2024-11-22
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
%8 indirimli
200,00TL
184,00TL
Havale/EFT ile: 180,32TL
9786255996107
729607
Kristal Boyutlar;Deliren Çağın Aklı Başında Bir Tebessümü Gibi Duruyorsun!
Kristal Boyutlar;Deliren Çağın Aklı Başında Bir Tebessümü Gibi Duruyorsun!
184.00
Tanrıları birbirine düşüren gülüşü ve yüzünde mabet etkisinde bitimsiz ayinler… Onu senden koparmalı mı yoksa bir baştan mı yaratmalı, bilemedim! Adaklar sunup kendimi kurban etsem, İsmail'in koçu yetişir mi? Kim bilir, hangi düşün içinde kaybolmuşsun yine, göz kapakların dünyana perde inmiş. Anlasan da anlamasan da bir dert. Eğer derdine derman gülüşümse, onu yüzümden al ama benim yüzümden kendini dertlere bırakma. Belki de, binlerce yıl önce söylenen sözlerle aynı yerde buluştuk. Sözcükler nesilden nesle aktarıldı ve biz bu döngüyü devirenleriz. Atmosferin ötesine taşmak, uzayın farklı boyutlarına açılmak... Kim bilir, gidip gelenler var mı? Ama senin gidip geldiğini düşünüyorum; aksi halde gözlerin, gülüşün ve aklın bu kadar derin etkilemezdi. Bu sözleri okurken dudağını hafifçe kaşı; aklının en derinlerine kazı, zamanı gelince hatırlayacaksın. “Böyle olmuştu,” diyeceksin. Şimdi sarhoş olma zamanı, sözcükleri iç iç! Biliyorum, yazdıkça hiçbir şey bitmeyecek ama hafif bir rahatlama da yok değil. Şairin dediği gibi: Yazınca geçmeyeceğini biliyoruz ama yine de yazmadan duramıyoruz. Bu sözleri okuyan sen, yorgun bir şair misali belki de... Ama kimi zaman yazmak, hafiflemektir.
Tanrıları birbirine düşüren gülüşü ve yüzünde mabet etkisinde bitimsiz ayinler… Onu senden koparmalı mı yoksa bir baştan mı yaratmalı, bilemedim! Adaklar sunup kendimi kurban etsem, İsmail'in koçu yetişir mi? Kim bilir, hangi düşün içinde kaybolmuşsun yine, göz kapakların dünyana perde inmiş. Anlasan da anlamasan da bir dert. Eğer derdine derman gülüşümse, onu yüzümden al ama benim yüzümden kendini dertlere bırakma. Belki de, binlerce yıl önce söylenen sözlerle aynı yerde buluştuk. Sözcükler nesilden nesle aktarıldı ve biz bu döngüyü devirenleriz. Atmosferin ötesine taşmak, uzayın farklı boyutlarına açılmak... Kim bilir, gidip gelenler var mı? Ama senin gidip geldiğini düşünüyorum; aksi halde gözlerin, gülüşün ve aklın bu kadar derin etkilemezdi. Bu sözleri okurken dudağını hafifçe kaşı; aklının en derinlerine kazı, zamanı gelince hatırlayacaksın. “Böyle olmuştu,” diyeceksin. Şimdi sarhoş olma zamanı, sözcükleri iç iç! Biliyorum, yazdıkça hiçbir şey bitmeyecek ama hafif bir rahatlama da yok değil. Şairin dediği gibi: Yazınca geçmeyeceğini biliyoruz ama yine de yazmadan duramıyoruz. Bu sözleri okuyan sen, yorgun bir şair misali belki de... Ama kimi zaman yazmak, hafiflemektir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat